Yeni Bir Soluk : The Protector – Hakan: Muhafız

Yeni Bir Soluk : The Protector – Hakan: Muhafız

Bugün sana 3 günde bitirdiğim The Protector – Hakan : Muhafız dizisinden bahsedeceğim.

Önyargılarla başladığım diziyi keyifle izledim diyebilirim. Fazla klişe barındırmasına rağmen destek çıkmamız gerektiğine inandığım bir yapım olmuş.

Özelliği İlk Türk Yapımı Netflix dizisi olması. İnternet dizilerine sonunda adım attık ve bunu başarıyla sürdürüyoruz.

İlk internet dizisi olan Fi harikalar yaratmıştı. Işıklar, estetik görüntüler, müzikler, çekimler… Sanırım en iyi internet dizisi seçilmeye aday diyebiliriz ki zaten Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde ödülü en hakeden yapımdı smiley

Karşılaştırmalar elbette yapacağım ama ilk olarak Hakan : Muhafız dizisini anlatmak istiyorum.

7 tane, hançerle ölebilen bir ölümsüz karakterimiz mevcut. Fakat bunlardan sadece bir tanesi sağ kalmış. Onu da muhafız olan Hakan karakteri öldürüp ortadan kaldırmak zorunda. Konu özet halinde böyle. Evet değişik bir konu, evet Türk yapımı olması sizi biraz önyargıya sürükleyebilir ama hiç de öyle olmadı. İstanbul’un tarihini de içine katarak gizemli bir hava yaratılmaya çalışılmış. Ki bence de böyle bir dizi yapıyorsanız kesinlikle tarihin gizemini işin içine katmalısınız.

Kadro ilk başta bana fazla yabancı geldi. Daha fazla tanıdık yüz görmek istedim. Ama diziyi izledikçe aslında karakterleri anlamaya çalışıyorsunuz.

Oyunculukların hepsinin çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Çağatay Ulusoy amerikanvari konuşmaların çok da ötesine geçememiş olsa da benden 10 üzeri 7 puanı haketti. Duyguları bize yansıtabiliyor. Geliştirilebilir bir yanı olduğu çok açık. Bence başarılı işler yapacak. Ayça Ayşin Turan, beklediğimden iyi bir performans sergiledi. Kendisinden emin tavrı ve güzelliğiyle beni büyüledi diyebilirim. Leyla karakteri için bence cuk oturan bir oyuncu olmuş kendisi. Sırıtmıyor. Hazar Ergüçlü, Zeynep karakterini taşıyabilmiş. Belki biraz daha sert olabilirdi. Sonuçta kaç yılını sadıklığa vermiş bir kişi aşk karşısında bu kadar yamulmamalı smiley Ama ben sevdim. Olmuş. Dizinin en iyisi seçtiğim adama geliyoruz sıra : Mehmet Kurtuluş. Harika harika harika. Rolünu layığıyla yerine getiren bir sanatçı. Şüphelendiriyor, izlettiriyor, merak uyandırıyor ve aşırı gizemli bir karakter. 10 üzerinden 10! Umarım daha başka işlerde de görebiliriz kendisini. Okan Yalabik’a gelirsek eğer biraz fazla sönük kaldığını düşünüyorum. Evet ilk bölümler belki de öyle olması gerekiyordu ama bir patron havası, ağır ağabeylik, bir krallık göremedim. Karakterin üstüne biraz daha düşülmesi gerektiğini düşünüyorum. Çok daha fazla güzel olabilirdi. Okan Yalabik çok yumuşak, çok naif bir adam olduğundan kaynaklı olabilir belki de.

Genel olarak geliştirilebilir ve çok daha güzel işler çıkabilir diye düşünüyorum. Ben diziyi sevdim. Daha çok yeni olduğumuzdan kaynaklı bazı mantık hataları ve bazı sevmediğim sahneler oldu. Ama bunları da görmezden gelmemiz gerekmiyor mu? Emek var ve emeğe saygımız sonsuz.

Karşılaştırma yapacak olursam birkaç eleştirim tabikide olacak. Işık konusunda ben çok hassasım bir izleyici olarak. Işık oyunları yapılabilir, ışık güzellemeleri yapılabilir. Tarihi mekanların kullanılması çok ilgi çekici ama ışığın çok pasif rol oynaması bu mekanları biraz daha sönükleştiriyor. Fi bu konuda çok daha başarılı işler yapmıştı. Ters ışık, yansıma gibi birçok teknik uygulayarak görsel şölen yarattı. Şahsiyet’i izlemedim ama bir arkadaşımın dediğine göre de ışık düzenlemeleri çok iyiymiş. Yaşayamayanlar’a hiç girmiyorum. Çünkü maalesef o iş biraz fiyasko sad

Ses ve efektlere gelecek olursam eğer müzikler iyi seçilmiş ama yine Fi’den örnek vereceğim. Oradaki şarkılar çok daha orijinaldi. Dizi için yapılmış şarkılardı. Cem Öget harika işler çıkarmıştı. Yeri ve zamanını iste Ses Yönetmeni çok iyi ayarlamıştı. Bir sahne çıktığı zaman bu müzikle birlikte tüylerimiz diken diken oluyordu. Bunu maalesef Hakan:Muhafız dizisinde başaramamışlar. Ses düzeyi biraz daha iyi olabilir. Oyuncuların sesi çok boğuk. Buna dikkat edilmeli diye düşünüyorum. Biz hala daha Fi dizi müziklerini açıyorsak bizde yeri var demektir. Bir tını duyduğumuzda o tınının o diziye ait olduğunu biliyorsak ( Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Kuzey Güney, Fi vs ) bu iyi iş demektir. Ve bence dizinin en önemli unsurlarında biri iyi müzik seçimidir.

Bugün içeriğimi bununla ilgili yapmak istedim. Umarım bu yazım sende merak uyandırmıştır. Bence hiç vakit kaybetmeden ilk 10 bölümü izle. Bakalım sen de bana katılacak mısın? Aşağıya yorumunu bırakmayı unutma!

 

Hoşça kal smiley

Yazımı Paylaş :)