Yekta Kopan’ın Sürükleyici Kitabı ; Sıradan Bir Gün

Yekta Kopan’ın Sürükleyici Kitabı ; Sıradan Bir Gün

Merhabalaarr. Uzun bir vakitten sonra işte geldim buradayım. Bugün seninle bir kitap üzerine konuşmak istiyorum. Merakla aldığım kitabı 4-5 gün içerisinde okudum ve sana da tavsiye etmek istedim.

Kitap çıktığı andan beri aslında bu kitabı alıp okuyacağım demiştim. Hatta kitap çıktığında Yekta Kopan’ın hikayelerini takip ettim. Ama 2 ay sonrasında kitabı aldım ve keyifle okumaya başladım. Daha öncesinde Yekta Kopan’ın hiçbir kitabını okumayan ben kitabın diline ve akışına bayıldım. Sıkmadan usul usul ilerleyen bir kitap. Sanki yaşıyormuşsunuz gibi o anları. İçimizden biri gibi.

Kitabın özetini değil de benim hoşuma giden taraflarını sana aktaracağım.

Ana karakterimiz Mert Güriz. Asıl adı Armağan Gündoğdu. Onun hayatındaki hesaplaşmaları, yalandan uydurduğu bir isimle yazdığı kişisel gelişim kitaplarındaki anlam arayışı, onu seven milyonlarda kişinin aslında kendini kandırdığı gerçeğini okuduğumuz bu kitapta bir de yanındaki eşi İrem var. Mert Güriz’in tabiki de ismi olduğu gibi cismi de var. Onun da ismi Sedat. İrem’in Sedo’su.

Armağan Gündoğdu, çok okuyan bir karakter. Fakat maalesef günümüz şartlarında herhangi bir roman iş yapmadığı için kendini Kişisel Gelişim kitabı yazarken bulmuş. Ama sanmayın ki bundan memnun. Bundan mutlu. Kendini o kadar çaresiz ve güçsüz hissediyor ki bu çaresizliğinden dolayı vicdanı hep sızlıyor. Etraftaki insanlar ondan yeni bir kitap beklerken o kendini bu ızdırabın içinde bulmak istemiyor. Yalan söylemiş hissediyor kendini. Yediremiyorum onca okumuşluğun üzerine kendine.

Kitap böyle bir serzenişle başlarken ve Sevgili Yekta Kopan bize bunu bütün yalınlığıyla aktarırken Sıradan Bir Gün başlıyor işte.

İçinde bir aşk hikayesi de barındıran bu kitap aynı zamanda bize küçük raslantıların büyük bir aşka neden olabileceğini de söylüyor. Tabii bununla kalmayıp işle aşk bir arada gittiğinde çalkantılara yol açabileceğini de anlatıyor.

Aslında Kişisel Gelişim kitaplarına atıfta bulunuyor. Bir şekilde gaza getirip en ufak bir dalgada yıkılırsınız mesajı aldım biraz da. Bu düşünceye ben de katıldığım için çok keyifle devam ettim kitaba.
Küçüklüğümde ben de az kişisel gelişim kitabı okumamıştım. O an etkisi olduysa bilmem tabi. Ama büyüdükçe anladım ki en güzel kişisel gelişim kitabı kendi hayatımız.

”Sıradan Bir Gün” devam ederken o gün hayatına dahil ettiği ya da başkalarının hayatına dahil edildiği bir gün de oluyordu ayrıca karakterimizin. Başına gelen birtakım olaylardan sonra ( tabiki de burayı söylemeyeceğim okuyup kendiniz görünüz smiley ) bir aydınlama yaşıyor Armağan Gündoğdu. İşte en sevdiğim kısım aslında burasıydı kitapta. Sonlara doğru yaklaşırken bu aydınlanma daha da uzun sürsün kitap hiç bitmesin istedim.
Armağan Gündoğdu artık kendi yarattığı sahte kimliği konferans toplantılarına konuşma yapmak için çıkarmayacak sadece ve sadece zihninde oluşturduğu karakterleri kendi adıyla yayınladığı kitapta konu edinecekti.
Bir kıvılcımla bütün geçmişini bir kenara atacak ve kendi benliğine kavuşacaktı. O bu aydınlanmayı yaşarken ben de çok rahatladım. Armağan Gündoğdu’nun kendisi gibi olamaması ve kendi yarattıklarının aslında sahte bir isimle yayınladığı kitapta kaymağını iş ortağının yemesi sinirlerimi bozuyordu.

Benim açımdan kitabın sonu harika bitti. Bence olması gerekendi.
Kitaptan çıkardığım sonuca gelirsek ve kelimelerimi toplamam gerekirse eğer ;
Birinci çıkardığım sonuç ; insanlar Kişisel Gelişim kitaplarını satın alıyorlar ve kitaptan çok şey bekliyorlar. Bilmiyorlar ki aslında var olan biten her şey kendisinde. Sadece harekete geçiren eylemsel sözleri duymaya ihtiyaç duyuyoruz. Belki de çalıp çırpılan, sözleri ordan burdan çekiştirerek orjinal söz haline getiren namıdiğer Kişisel Gelişim kitaplarını çok övüyoruz.
İkinci çıkardığım sonuç ; özel hayatınız kadar işinizde de kendiniz olmanız hayat kaliteniz için çok önemli. Vicdan sahibi bir insansanız ve duygusal bir insansanız yalanlarla başa çıkamayıp kendinizi değersiz hissedebilirsiniz. Başkalaşan, kendinizi tanımayan bir kişi olmak istemezsiniz değil mi? Kitabın verdiği en güzel ders bence buydu.
Üçüncü çıkardığım sonuç ; son ve aslında en vurucu olan. Birtakım şeyleri değiştirmek için büyük olaylara muhtaç olmamak. Sevilen bir kişiyi kaybetme eşiği, benliğini kaybetmek, insanları kandırmak… Bir şeylerin ters gittiğini gördüğünüz anda orada dur diyebilmek.

Kitap aslında basit gibi görünebilir. Ama bence altmetinlerle dolu Sıradan Bir Gün’dü.

Kitabın yazarı Yekta Kopan! Çok akıcı, sürükleyici, yormadan ve harika bir dille beni güzel bir güne şahit yaptın. En yeni kitaptan en eski kitaba kadar hepsini okuyacağım. 2 Şubat’ta imza günü için bekliyor olacağım…

Sevgili okuyucum. Bugünlük yazımın sonuna geldim. Bir dahaki yazımda görüşmek üzereee hoşçakaal smiley

Yazımı Paylaş :)