Şarkılardaki ve Günümüzdeki Şiddet Dili

Şarkılardaki ve Günümüzdeki Şiddet Dili

Merhabalar.
Bugün seninle şarkıların hakim olduğu ve gün içindeki şiddet diliyle alakalı düşüncelerimden bahsedeceğim.

Son günlerde özellikle rap müziği çalkanalıyor. Yeni isimler, rapteki değişimler, gözaltılar vs oldukça revaşta bir tür oldu. Bazıları için yeniykeni bazıları için aslında çok eski bir tür bu. Eskiden de küfürler havada uçuşuyorken şimdi aslında daha çok dikkatimi çeker oldu.

Öne çıkan yeni dizilerdeki yeni isimlerden de biri Gazapizm oldu.
Gazapizm rap müziğin eski ama yeni parlayan yıldızlarından. Ezhel’de gözaltına alınmasıyla birlikte var olan popülaritesini iyice arttırdı. Ben rap müziğin isyankar bir tür olduğunu biliyorum. Ve bazen hoşuma giden rap şarkıları oluyorken bazen de kullanılan dili çok yanlış buluyorum.

Evet belki de abartılı bir tepki benimki ama şiddetin yeterince hayatımızda olduğu bu zamanlarda, müziğin bizi rahatlatması gerekirken iyice strese sokup çok farklı bir insan olabiliyoruz.

Biliyorsun ki geçtiğimiz günlerde Gazapizm’in sokak çağırısı yapıp ” olay klavyede yazmak değil, bizim işimiz sokak”ta diyip çirkin bir dil kullanmıştı. Bunun üzerine ben de bununla alakalı bir yazı yazmak istedim. Çünkü artık sanatçı ve onu kaale alan bir kitlesi var. Eskisi gibi az insan tarafından dinlenilmeyen bu sanatçı, başkalarına örnek olması gerekirken çirkin bir dil kullanıp çocukların da zihnine yer etmekte. Şarkılarını yetişkinlerin de dinlediği gibi ergenlikteki çocuklarda dinliyor ve çok kolayca etkilenebiliyorlar.

Sanatçı olmak beraberinde halka hitap eden ve aynı zamanda dilini çok iyi ayarlayabilmektir bana göre. Gerekirse kendine çeki düzen verecek ve kitlelere daha naif bir dille seslenmelidir. Sanatçı olabilmek aslında kolay iş değil. Bütün benliğiyle ince bir ruha sahip olmak gerekiyor. O yüzden herkese sanatçı diyemiyorum ben. Sanatçı olmak ”şarkıcı sanatçılar”dan bahsediyorum sadece ses güzelliği değildir. Bir bütündür. Bunların başında da dil gelir. Ben dilini ve işlerini çok beğendiğim Tarkan’ı örnek vermek istiyorum. Gerçek sanatçının Tarkan gibi olabildiğini düşünüyorum. Yaptığı işleri gözümüze sokmayarak usulunce yerine getirmesi, gereksiz diyaloglara girmemesi aynı zamanda müziğine şiddeti, klavyesine argoyu dahil etmediği için ona ”gerçek sanatçı” diyebiliyorum.

Günümüzde ise her zaman bu dil benimsenmiştir. Cinsiyetçi küfürler, kendini üstün görmeler, belden aşağı şakalar ve daha da fazlası. Televizyonlardaki programlarda dahi bunun örneğini çok iyi görüyoruz. ”Yaparsın Aşkım” programına hepimiz denk gelmişizdir. İnsanlar ruh eşlerine, hayat arkadaşlarına bu kadar kaba davranmayı görev bilmiş gibiler. Tartışma programları da aynı şekilde devam etmek de. Siyasetle ilgili olan tartışma programlarındaki tartışmalar artık tartışma boyutunda değil de kavgaya evrilmiş.

Şiddetin hayatımız içinde bu kadar olması artık dilimize yansımış ve böylelikler artık şiddeti normalleştirmeye başlamış bulunuyoruz. Artık olan şiddete şaşırmadığımız gibi diline de tepki göstermiyoruz. Buna bir dur demek lazım desek de bir şeyler yapmıyoruz, farkındalık yaratamıyoruz.

Bunun için konferanslar düzenlemek gerekiyor desek de organize edemiyoruz. Konferanslar düzenlesek de ne kadar etkisi olur tartışılır. Çünkü sosyal medyada bunun örneğini çok fazla görüyoruz. Bir de buna ünlüler de dahil olunca işin içinden çıkılmaz bir durum ortaya çıkıyor.

Bugün böyle bir konuya parmak basmak istedim. Umarım düşüncelerim senin de bir nebze bu konu hakkında düşünmeni sağlamıştır!

Hoşça kal smiley

Yazımı Paylaş :)