Dünya Kadın Hakları Günü

Eveet! Kadınlarımız bugün seçme ve seçilme hakkını kazandı. 1934 yılında ülkemize Atatürk’ün getirdiği bir yenilik. Birçok dünya ülkesinden önce bizim ülkemize giren bu hak Atatürk’ün ne kadar çağdaş,demokratik bir lider olduğunu aynı zamanda kadınlara değer veren bir insan olduğunu gözler önüne seriyor.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğü sayesinde başarılı adımlar atarak bizi hep en iyisine layık görmüştür. Bu yazımda Atamı bol bol öveceğim gibi duruyor smiley

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü kadınlarımızın isteklerini daha özgürce dile getirmeleri için çok önemli bir gün olarak tarihe geçmiştir. Kadınlarımız bu özgürleşme hareketinden sonra eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk vb. alanlarda eşit fırsat ve olanaklardan yararlanma imkanına sahip olmuşlardır.

Aslında bir nevi kadınları sosyal hayatta görünür yapmak diyebiliriz bugüne. Hep ikinci plana hatta üçüncü,dördüncü plana atılan kadınlar bu hakla beraber artık insan yerine konulmuş ve haklar tanınmıştır. Sadece seçme ve seçilme hakkı değil Medeni Kanunu ile çok kadınlı evliliği yasaklamak, Türk kadınına evinin tek kadını ve anası olmak, boşanmada eşitlik sağlamakdan başlayan birçok medenî hakları da getirmiş olur.

Atatürk’ün kadınlar hakkındaki görüşlerine kitaplarda rastlamışızdır. Birkaç alıntı yaparak Türk Kadını hakkındaki düşüncelerini paylaşmak istiyorum ;

1923 de İzmir’deki konuşmasında şöyle der: “Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz herşey kadının eseridir”.

“Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi kadınlara karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse bu sosyal toplum felçlidir”.

“Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır siklette değil, ahlâkda, fazilette ağır, vakur bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk’ü zihniyetiyle, pazusuyla muhafaza ve müdafaaya kadir nesiller yetiştirmektir. Milletin menbaı, hayat-ı içtimaiyesinin (Sosyal yaşamının) esası olan kadın ancak faziletkâr olursa vazifesini ifa edebilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır. Burada, Fikret merhumun cümlece malûm olan bir sözünü hatırlatırım: “Elbette sefil olursa kadın, alçalır beşer”

Kadın denilen varlık bizatihi (kendisi) yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olamaz. Kadına yoksul demek onun bağrından kopup gelen bütün beşeriyetin yoksulluğu demektir. Eğer beşeriyet bu hâlde ise, kadına yoksul demek reva görülebilir (yakıştırılabilir).”

Kadınlar hakkında böyle güzel düşüncelere sahip olan Atatürk, kadınlarımızın hayattaki görünürlülüğünü 5 Aralık 1934’te sağlamıştır.

Atatürk’ün bir diğer ilginç ve düşünülmeye değer fikri ise Türk Kadını’nın dünyaya çok ama çok yanlış tanıtıldığıdır. Bununla da ilgili birçok projesi olmuş ve hayata geçirmiştir.

Türk Kadını’nın gücünü Kurtuluş Savaşı’nda görmüş ve kadınlarımızın çok daha üstün bir seviyede olması gerektiğine karar vermiştir. Omuz omuza,birlik içinde savaşan Türk Kadını bütün dünyaya gücünü göstermiş ve taktire şayan bir davranış sergilemiştir.

Şimdi de biraz dünyada neler olup bittiğine göz atalım: Hangi ülke ne zaman bu hakkı kadınlarına layık gördü ?

  • Yeni Zellanda 1894 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı vererek sosyal hayatta kadınları görünür kıldı.
  • Avustralya’da Aborjinler dışında kadınlara 1902 yılında seçme ve seçilme hakkı tanındı. Anca 1962 yılında erkek ve kadınlara bu hak tanındı.
  • Finlandiya 1906’da demoktarikleşme adımları atarak kadınlara bu hakkı tanıdı.
  • Norveç 1913’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermiş fakat birkaç şartla bunu uygun görmüştü. Ancak, şartlar bu kadınların belli bir miktar vergi ödedikleri veya aynı miktarda ödeme yapan bir erkekle evlenmiş olmaları gerektiğiydi. 12 yıl boyunca devam eden bu yasa, 12 yıl sonra bitti.

En son hak tanıyan ülkeyi tahmin etmek zor değil. 2002 Bahreyn,2006 Birleşik Arap Emirlikleri ve 2011 Suudi Arabistan!

Şaşırdık mı? Hayır.

Yazımı sonlandırırken kadınlarımızın hakkını layığıyla veren Atama çok teşekkür ediyor ve saygıyla anıyorum. Bizi yaşatan,eşitsizliklere mağdur bırakmayan,sesimizi duyurmamıza yardımcı olan,sosyal hayatta görünür kılan ve ezdirmeyen bir lider olduğu için çok ama çok teşekkürler. O zamanın şartlarıyla, sanki bu zamanın şartında yaşıyormuşcasına düşünen ileri görüşlülüğüyle biz Türk Kadınları olarak kendisine minnet duyuyoruz.

İyiki geldin. Bizi yaşattın. Biz de senin yaşattığın haklara sahip çıkmakla sorumluyuz…

Yazımı Paylaş :)