Bir Pazar Klasiği : Film Önerisi

Bir Pazar Klasiği : Film Önerisi

Çünkü pazar günleri kahve eşliğinde film izlemek bir rutin haline gelmeli her insan için. Pazartesi iş başı yapmadan önce Pazar gününü böyle geçirmek şart. Başka dünyaları görmeyi,insanların hayatına ortak olmayı bu pazar gerçekleştirebilirsin.

Ben de bundan böyle elimden geldiğince her pazar bir film izleyip bunun incelemesini burada paylaşacağım smiley

Şimdi taze taze bir filmin içinden kopup geldim buraya.

Filmimizin ismiiii biraz uzun ve zahmetli smiley Ama izlemesi bir o kadar keyifli.

 

The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society

Saat 14:00 civarı bilgisayarın başına oturdum ve bugün güzel bir film izleyip inceleme yapmaya karar verdim. Klasik filmlerden uzaklaşmak istiyordum. Sonu belli aşk filmleri, klişe sözler, bakışmalar artık bana gına gelmişti. Netflix dizilerinin güzelliğinden hepinizin haberi vardır. Filmleri ile ilgili pek bir yorum görmedim ama en azından bildiğimiz filmlerden biraz daha uzaktır diye düşündüm. Film araştırması yaparken çoğu filmin kötü yorumlar aldığını gördüm. Tam pes edecekken karşıma bu film çıktı. Konusunu okudum, hoşuma gitti. Bir de üstüne fragmanı izleyince bu filmi izlemeye karar verdim. Yayınlandığı sitede birkaç yoruma rastladım hepsinin olumlu olduğunu görünce dedim ki zaman kaybı olmayacak gibi.

Film salt bir aşk hikayesini anlatmıyor. Yazar bir kadının bir adamdan mektup almasıyla konu çekiciliğini sürdürmeye başlıyor. Kadının adamın yanına gitmesiyle birlikte artık film sizi içine alıp başka dünyalara götürüyor. 1946 yılını canlandıran film, Nazi Almanyası’nın Guernsey adasını işgalinden de bahsediyor. Zaten ilk olarak bu konuyla ilgileniliyor. Yaşanılan zorlukları izleyiciyi sıkmadan, sade bir biçimde izleyiciye aktarıyor.

Filmin ingilizcesini okumak zor geldi değil mi? Kısacası Edebiyat ve Patates Turtası Derneği derseniz de olur smiley Okuma günleri olan bir dernekten bahsediyorum. İnsanlar bu filmde kitap okumanın en keyifli yanını keşfetmiş ve savaş zamanında bu derneğe tutunup birbirlerine destek olmuşlar. Öyle sıcak bir ortam var ki böyle bir dernek keşke biz de kurabilsek diyor insan. Derneğe üye olan kişiler arkadaş olmaktan öte birbirlerinden başka kimsesi olmayan bir aile. Yeşilçam filmlerinden örnek vermem gerekirse bu sıcaklığı anca Gülen Gözler veya Bizim Aile’de bulabilirsiniz. Bize çok yabancı olsalar da kültür olarak bu duyguyu bana geçirdiler smiley İzledikçe bu ailenin bir parçası olmak isteyeceksin.

Film bitiyor mu diye arada kontrol ettiğiniz oluyor mu? Genelde bu sıkıcı filmlerde olur. Ama ben bitiyor, keşke hiç bitmese diye baktım bugün.

Hem edebiyat severler için hem de dram severler için bu film bir harika. Şöyle bir bilgiyi de paylaşmak isterim. İzlediğim film kitaptan uyarlama bir filmmiş. İzlemeden önce Ekşi Sözlük’te yorumlara bakarken rastladım. Mary Ann Shaffer ve Annie Barrows adlı yazarların yazdığı bir kitap. Kitabını okumak istediğim bir filmdi.

Oyunculuklardan bahsedersem eğer ; tek kelimeyle mükemmel. İçinize işliyorsa zaten bir film bütündür. Senaryosuyla,oyunculuklarıyla,yönetmeniyle… Başrol oyuncularından biri yakından tanıdığımız Game Of Thrones dizisinde rol alan Michiel Huisman. Kadın başrol oyuncusu ise Lily James.

Bizi içine alan bu sıcacık hikayeye gözlerin dolarak ve neredeyse film boyunca yüzünden tebessüm eksik olmayarak şahit olacaksın. Yine emin olduğum bir film.

Pazar gününü bu filmle güzelleştirmeye ne dersin? Yanına kahveni ve çikolatanı da almayı unutma! smiley

Haftaya bir başka film incelemesinde görüşmek üzere!

Hoşçakaaall smiley

Yazımı Paylaş :)